Big data ve yeni dünya

Big Data

Büyük değişim bizi bekliyor. Büyük veri, öğrenen makinalar ve yapay zekâ gelecekte 800 milyon insanı işsiz bırakacak. Tüm karar verme süreçleri değişecek, pazarlama stratejileri alt üst olacak. Kimilerine göre veri; yakıt, petrol, enerji ve silahtan daha değerli. Ne mutlu ki; tarihe tanıklık ediyoruz.

Yazının Orjinal Halini https://www.platinonline.com/yazarlar/ishak-kurtulus/big-data-ve-yeni-dunya-1010064 okuyabilirsiniz.

Bana göre değerli olan veri değil, verinin yorumlanmış halidir. Data, knowledge, information, know-how gibi kelimelerin ne demek olduğunu bilmeyen kalmadı. Asıl başarı “datayı damıtmak”, “damıtabilmek”. Bu konularda ki merakınızı sayısız kaynak üzerinden giderebileceğiniz gibi benim önerim ‘21. Yüzyıl İçin 21 Ders’ adlı kitaptır. Her ne kadar Noah Harrari kitabında datanın geleceği konusunda bizleri ciddi şüphelere yönlendirse de olumlu taraflar insanoğlunu bekleyen tehlikelerin önüne geçebilecek kadar güçlüdür.

EV İÇİN BİR ÖMÜR

Uzmanlık alanım olan PropTech (Property Technologies) yani tam Türkçesi ile ‘Mülkiyet Teknolojileri’ üzerinden Big-Data hikâyesini kısaca irdelemek isterim. Bu arada gayrimenkul ve inşaat sektörlerinin toplamının Türkiye’de GSYH nın%24 üne denk gelen muazzam büyük bir ekonomi olduğunu dünyada da durumunun hiç de farklı olmadığı kısa bilgisini vererek başlayalım. Bu devasa bir ekonomidir. Gayrimenkul, Mülkiyet ve Teknoloji kelimelerini yan yana koyarsak; İlk bakışta akla emlak, inşaat gibi üretim ve pazarlama kavramları gelir. Ancak konu bu denli dar bir açıdan bakılmaması gerekecek kadar ciddi. Big-Data denilen genel ifade bugünün pazarlama uzmanları için bir yardımcı araç gibi görünse de PropTech için durum bunun çok çok ötesinde diyebiliriz.

Basitleştirilmiş en pahalı tanım gayrimenkuldür. Halbuki PropTech sunduğu muazzam damıtılmış data ile bizlere gösteriyor ki; gayrimenkul yaşamımızın ta kendisi. Damıtılmış Datanın; Yaşam alanımızın içini, dışını ve çevresini bize tam olarak tanımladığını, çocuklarımızın hayat standartlarını, güvenlik kaygılarımızı, konfor arzularımızı ve daha nice yeni kavramı karar süreçlerimizde en öne geçirdiğini göreceğiz. Bu da bize İlerleyen dönemde rollerin ve kuralların, meslek formasyonlarının temel öğretilerini nasılda radikal biçimde değiştiğini gösterecek.

Hatta Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde barınak kavramının damıtılmış data ile nasıl bir yatırım aracına dönüştüğünü göreceğiz.

Mortgage tarzı gayrimenkul edinim yöntemlerinin ‘Ölene kadar öde’ tanımlamasının basit bir şaka olduğunu söylemek oldukça zor çünkü insan hayatının ciddi bir kısmı bir mülkiyeti edinmek ve onun borcunu ödemek için harcıyor.

Hayatımızda vermiş olduğumuz en ciddi ekonomik kararlarımızın ilki gayrimenkul edinme maliyeti olarak karşımıza çıkıyor. Peki, bu kararı verirken hangi kriterler bizi ikna ediyor ve bize bu paraları ödetiyor? Hangi mutluluk düzeyi bize vaat ediliyor?

Bizler bu kararları verirken hangi karar destek sistemlerinden yardım alıyoruz?

VERİ İLE KARAR VERMEK

Dün de bugün de kulaktan dolma gibi primitif insan tavrı bu kararları verirken etkiliydi. Ancak yarın tamamen kişiye özgü, kendimize has kriterler ve pozisyonlar ile karar alacağız.

Şüphesiz burada iki temel aktör var. Alan ve satan.

Bugüne kadar satan açısından Big-Data genelde pazarlamayı tetikleyen ve hızlandıran bir durumdu peki bu ne kadar gerçekçi?  Bence üreticiler ve satıcılar için hiç de öyle eskiden olduğu gibi rahat bir ortam yok.

Bir düşünün… 18 yaşında bir çocuk sosyal medya uygulaması geliştiriyor ve noktasal olarak tüm dünyada korku, koku, güvenlik gibi konularda bir puanlama algoritması yazıyor ve sokakları puanlıyor. Bizler ise gönüllü olarak kendi oturduğumuz sokağı bu sosyal medya uygulamasında tanımlıyoruz. Bu durumdan habersiz bir üretici ise milyonlarca dolar harcayarak bu tanımlanmış sokak üzerinden bir imalata girişiyor. Evler, ofisler, oteller… Buraya kadar her şey normal gibi görünse de karar verici yani potansiyel alıcı bu  sosyal medya uygulaması üzerinden ya ürünün kontrolünü yaparsa, ya bu sokak reytinglerine göre karar verirse!

Şöyle bir sonuç çıkarsa:

“Boş ver!”
“Evin etrafında suç orasını yüksekmiş.”
“Ciddi kanalizasyon kokusu varmış.”
“Hiç prim yapmazmış.”

DATA MERKEZLERİ

İmalatçının hiç ciddiye almadığı bu damıtılmış data çalışmasının ne kadar kıymetli, kazandırıcı yada can acıtıcı olacağı konusunda herkese ciddi bir uyarı olarak şimdilik burada kalsın.

Eskiden yabancı ülkelerin insanları bizi nasıl biliyor, nasıl görüyor, mesela “İstanbul denince akıllarına ne geliyor?” diyerek çok büyük bütçeli reklam araştırmaları yapılırdı. Artık aylarca rapor sonucu bekleyeme devasa paralar harcamaya cidden hiç gerek yok. Eğer İngilizler bizi nasıl görüyor diye merak ediyorsanız yapmanız gereken tek şey, www.google.co.uk adresine girip görseller ile arama sekmesine tıklayıp İstanbul yazmak. Çıkan sonuç Birleşik Krallık’ta İstanbul denince akıllarına ne geldiğini anında size gösterecektir.

Veri muazzam, anonim. Artan veri üretimi nedeniyle 2025 yılında dünya üzerinde yılda160 zettabytes veri üretilecek. Üretilen verinin ise yüzde 95 kişisel verilerden ve korunması öncelikli bio verilerden oluşacak.

Göreceksiniz ki dünyada artık “World Trade Center”lar değil “World Data Center”lar konuşulacak. Öyle ki, bu merkezler en stratejik yapılar olacak. Elbette kastettiğim şey, yalnızca bina yapmak ve ısı derecesini ayarlamak değil. İnancım ülkemizin bu değişime çok hızlı ayak uyduracağı ve bölgedeki stratejik yatırımlarını gerçekleştireceği yönündedir. Nasıl ki İsviçre için dünyanın en korunaklı bankalarını bünyesinde barındırmasına atıfta bulunarak dokunulmazdır denir ya hiç de uzak olmayan bir gelecekte hatta belki bugün bir benzeri dataya bu ciddiyeti verenler için denecektir. Bu vizyonun bir parçası olarak Gayrimenkul Kıymetler Borsası GABORAS bu topraklarda, bu ülkenin çocukları tarafından dünyanın en ileri proptech projesi olarak hayata geçirilmektedir. Bunun haklı gururunu hep birlikte yaşayacağımıza inancım tamdır.